

Kurban ibadeti, Kur’ân-ı Kerîm, Sünnet ve icmâ ile sabit olan bir ibadet olup, hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kurban, belirli şartları taşıyan mübarek hayvanların, belli günlerde kesilmesiyle yerine getirilen bir ibadettir. Bu ibadeti; akıl sağlığı yerinde, bulûğa ermiş, nisap miktarı mala sahip ve mukîm olan (seferde olmayan) her Müslümanın yerine getireceği mâlî bir ibadettir. Ancak Şafiî mezhebine göre ise kurban vacip değil, müekked bir sünnettir.
• Kurban için zenginlik ölçüsü; temel ihtiyaçların dışında, artıcı olsun ya da olmasın, nisap miktarı (Hanefi mezhebine göre 80,18 gram altın değerinde) mala sahip olmaktır. Bu kimseler, malın üzerinden bir yıl geçmiş olma şartı aranmaksızın yükümlü sayılırlar.
Kurbanın asıl amacı, sadece et elde etmek ya da dağıtmak değil; bilakis Allah için kan akıtmak suretiyle ibadeti yerine getirmektir. Bununla birlikte, kurban ibadetinin bazı başka hikmetleri ve amaçları da bulunmaktadır:
• Allah’ın her hükmüne teslim olduğumuzu fiilen göstermek, O’na yakınlaşmak ve O’nun rızasını kazanmak.
• Allah’ın bize lütfettiği nimetler için O’na şükretmek ve bağlılıklarını ifade etmek.
• Hz. İbrahim’in sünnetini yaşatmak ve onunla oğlu Hz. İsmail’in Allah’a olan teslimiyetini hatırlayarak sabır ve itaati örnek almak.
• Kişinin kendisine, ailesine, çevresine ikramda bulunması; sevinci paylaşması ve fakir-fukaraya yardım etmesi.
• Kurban Bayramı gününde Allah katında en sevimli amel, kurban kanı akıtmaktır.
• Kurbanın kanı yere düşmeden önce, Allah katında kabul edilir.
• Kurban, kıyamet gününde boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla birlikte Allah’ın huzuruna getirilir ve her bir uzvuna karşılık sahibine sevap yazılır.
Bu nedenle, kurban gönül hoşluğu ile kesilmelidir. Şüphesiz, kurban kesmeye gücü yettiği hâlde bunu terk eden kimse, büyük bir sevap ve faziletten mahrum kalmış olur.
Koyun, keçi, sığır ve deve cinsinden hayvanlar kurban edilebilir. Bunların erkekleri de dişileri de aynıdır. Ancak koyun cinsinden erkeğini kurban etmek daha faziletlidir.
Yaş sınırları:
• Koyun ve keçi, en az 1 (bir) yaşını doldurmuş olmalıdır. Ancak koyun, altı aylık olup bir yaşındaymış gibi gelişmiş ve gösterişli ise kurban edilmesi caizdir.
• Sığır: 2 (iki) yaşını doldurması gerekir.
• Deve: 5 (beş) yaşını doldurması gerekir.
• İki gözü veya bir gözü tamamen kör olmamalı
• Kesim yerine yürüyemeyecek derecede topal olmamalı
• Kulak veya kuyruğunun üçte birinden fazlası kopuk olmamalı
• Kemikleri sayılacak kadar aşırı zayıf olmamalı
• Dişleri tamamen dökülmüş olmamalı
• Meme uçları kesik olmamalı
• Sokakta başıboş dolaşıp pislikle beslenmiş olmamalı (temizlenip beslenirse sakınca kalkar)
• Hasta olmamalı
Ancak uyuz, şaşı, hafif topal, doğuştan boynuzsuz ya da boynuzunun az kısmının kırık, kulağının delik ya da yırtık olmasında, dişlerinin birkaçının düşmüş olmasında, cinsel organının bulunmamasında ve hadım edilmiş olmasında bir sakınca yoktur.
Kurbanlık hayvan satın alındıktan sonra, hayvanda hastalanma, ayağının kırılması, gözünü kaybetmesi gibi kurban olmaya engel bir kusur meydana gelirse, artık bu hayvan geçerli bir kurbanlık olmaktan çıkar. Bu durumda, eğer kurbanı alan kişi maddi durumu iyi olan biri ise, kusursuz ve sağlıklı bir hayvan temin ederek onu kurban etmesi gerekir. Ancak kişi fakir ise, elindeki hayvan sonradan kusurlu hale gelmiş olsa bile, yeniden hayvan alma zorunluluğu yoktur.
Bir ailede, nisap miktarı (Hanefi mezhebine göre 80,18 gram altın değerinde) mala sahip olan her bireyin kurban kesmesi gerekir. Ancak çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayanlar hakkında Hanefî mezhebinde itibar edilen fetvaya göre, kurban ibadetinde akıl ve bulûğ şarttır. Bu nedenle, bu kişilerin mallarından kurban kesilmesi gerekmez. Velileri onlar adına kurban kesecek olursa, kurban bedelini kendi mallarından karşılamaları gerekir.
Fakirlere ve yoksullara yardım etmek, büyük sevap kazandıran önemli bir ibadet olsa da, kurban ibadeti sadaka vermenin bir alternatifi değildir. Çünkü kurban ibadeti de diğer ibadetler gibi belirli şekil, şart ve rükünlere sahiptir. Hayvanın kesilerek kanının akıtılması, bu ibadetin temel rüknüdür. Bu nedenle, sadece parasını fakirlere sadaka olarak vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olmaz.
Kurbanlık hayvanlarda ortaklık sadece deve, manda ve sığır gibi büyükbaş hayvanlarda geçerlidir ve bu hayvanlara ortak sayısı en fazla yedi kişi olabilir. Hanefi mezhebine göre, ortaklaşa kesilen kurbanın geçerli olması için tüm ortakların ibadet niyetiyle kurban kesmesi gerekir; içlerinden biri bile sadece et niyetiyle katılırsa kurban geçersiz olur. Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise böyle bir durumda kurban geçerliliğini korur, ibadet niyetiyle kesenler için kurban sahih olur.
Koyun veya keçi gibi küçükbaş hayvanlarda ortaklık geçerli değildir. Bu tür hayvanlar yalnızca bir kişi kesebilir.
İslâm’a göre gayrimüslimler iki gruba ayrılır: Putperestler ve Ehl-i Kitap (Yahudi ve Hristiyanlar). Putperestlerin kestiği hayvanlar haramdır, yenilmez. Ehl-i Kitap’ın usûlüne uygun şekilde (yemek borusu, nefes borusu ve iki ana damardan en az biri kesilerek) kestiği hayvanlar ise helaldir. Bu hükümler Kur’an’a dayanır. Ancak kesim sırasında Allah yerine Hz. İsa, Hz. Musa veya başka bir peygamberin adı özellikle anılırsa, bu hayvan Allah’tan başkası adına kesilmiş sayılır ve eti haram olur.
• Vekâlet verdiğiniz kurbanınız kesildiğinde, “kesildi” bilgisi SMS ile size gönderilir.
Örnek SMS:
Kıymetli bağışçımız Mehmet Yılmaz, kurbanınız Çad ülkesinde kesilmiştir. Allah kabul etsin. Şükür namazınızı kılabilirsiniz.
• Kesime ait video ise; Aynı gün veya birkaç gün içerisinde SMS ve WhatsApp yoluyla tarafınıza iletilir.
Örnek SMS:
Kıymetli bağışçımız Mehmet Yılmaz, kesilmiş olan kurbanınızın videosuna https://hyrdm.org/km/QRB25416133859657 linki üzerinden ulaşabilirsiniz. Allah kabul etsin. hayratyardim.org
Kurbanınıza ait kesim videosu; Aynı gün veya birkaç gün içerisinde SMS ve WhatsApp yoluyla tarafınıza iletilir.
Örnek SMS:
Kıymetli bağışçımız Mehmet Yılmaz, kesilmiş olan kurbanınızın videosuna https://hyrdm.org/km/QRB25416133859657 linki üzerinden ulaşabilirsiniz. Allah kabul etsin. hayratyardim.org
Ayrıca site veya uygulamamıza kaydolarak olarak kurban kesim videonuzu ve diğer bağış bilgilerinizi görüntüleyebilirsiniz.
Kişi, kurbanını ister kendisi kesebilir, isterse bir kişiye ya da kuruma vekâlet vererek kestirebilir. Bu açıdan bir bireye veya hayır kurumuna vekâlet verilmesi arasında dinî açıdan bir fark yoktur.
Dolayısıyla, hayır kurumlarına vekâlet vererek kurban kestirmek caizdir. Kurbanın, kişinin bulunduğu şehir dışında ya da yurt dışında kesilmesinde de dinen bir sakınca yoktur. Çünkü kurbanın belirli bir mekânda kesilmesi şart değildir. Kurban fiyatlarının ülkeler arasında ucuz ya da pahalı olması da bu hükmü değiştirmez.
Vekâlet; yüz yüze veya telefonla sözlü olarak verilebileceği gibi; banka aracılığıyla havale, EFT, faks, SMS ve benzeri iletişim araçlarıyla da yazılı olarak verilebilir.
Dolayısıyla, “Vacip kurbanımı eda ediyorum” niyetiyle derneğimize bağış yaptığınız anda, vekâletinizi vermiş oluyorsunuz. Ayrıca derneğimiz tarafından verilen makbuz veya bankanın dekontu, vekâletinizin derneğimiz tarafından kabul edildiği anlamına gelir.
Not-1: Havale ve EFT ödeme sırasında “Açıklama” kısmına “vekalet verdim” yazabilirsiniz.
Not-2: Sözlü vekâlet vermek istiyorsanız 444 3 674 numaralı çağrı merkezimizi arayabilirsiniz.
Bir Müslüman, kurbanın satın alınması ve kesilmesi konusunda bir başkasını vekil tayin edebilir. Bu durumun bir Müslümanın, güvenilir bir kişiye ya da güvenilir bir kuruluşa kurban bedelini vermesi ve vekilin kurbanı satın alıp kesmesidir. Bu durum, vekilin başka bir ülkede yaşıyor olması hâlinde dahi geçerlidir.
Güvenilir dernek ve kurumlar vasıtasıyla vekâlet yoluyla yurt dışında daha uygun bir fiyatla kurban kestirilmesi caizdir. Herhangi bir mahsuru yoktur.
Kurbanın belli bir mekânda ya da belli bir fiyatta kesilme mecburiyeti bulunmamaktadır.
Kurban kestikten sonra şükür namazı kılmak farz veya vacip değildir. Ancak müstehap (yapılması sevap olan, güzel görülen) bir davranıştır. Kişi, Allah’ın kendisine kurban kesmeyi nasip ettiği için iki rekât namaz kılıp şükretmek isterse bu Allah katında makbul bir davranış olur ve sevap kazanır.
Evet. Eğer bir kişi kurban kesecek maddi güce sahipse, kurbanlık hayvanı taksitle almış olsa bile, o hayvanı kurban etmesinde dinen bir sakınca yoktur. Çünkü taksitle alınan mal da kişinin mülkiyetine geçer.
Gebe hayvanların hem kurban edilmesi hem de etlik olarak kesilmesi, hem dinen hem de insani açıdan uygun görülmez. Ancak bilerek ya da bilmeyerek böyle bir hayvan kesilirse, kurban ibadeti geçerli olur ve kişi kurban görevini yerine getirmiş sayılır. Bu durumda hayvanın yavrusu, ya doğrudan fakirlere sadaka olarak verilir ya da değeri fakirlere bağışlanır.
Kurbanı kesen kasaba ücret vermek caizdir. Ancak bu ücretin, kurban sahibi tarafından ayrıca ödenmesi gerekir. Kurbanın eti, derisi veya herhangi bir parçası, ibadetin bir parçası sayıldığından, bunları kesim ücreti olarak vermek caiz değildir. Çünkü kurban ibadeti, yalnızca Allah rızası için yapılan bir ibadettir ve bu ibadetin masrafları (hayvanın alımı, kesimi vb.) kişinin kendi cebinden karşılanmalıdır.
Kurban ibadeti, yalnızca Allah rızası için yerine getirilen bir ibadettir. Bu ibadetten maddi menfaat elde etme niyeti güdülürse, ibadetin ruhu zedelenmiş olur. Bu nedenle kurbanın et, deri, sakatat, yün ve süt gibi unsurlarının kurban sahibi tarafından satılması caiz değildir. Hz. Peygamberin “Kim kurbanın derisini satarsa, kurban kesmemiş gibidir” sözü, ibadetin ihlasla yapılması gerektiğini vurgular. Kurbanın hiçbir parçası maddi kazanç amacıyla kullanılmamalı, tamamen Allah için sunulmalıdır.
Hacla ilgili şükür veya ceza kurbanları Harem bölgesi dışında kesilemez.
Kurbanın ölmesi durumunda, sorumluluk kişinin maddi gücüne göre hüküm değişir:
• Kişi zengin ve maddi durumu iyi ise, kurban kesmek onun için vaciptir. Bu nedenle, kurbanlık hayvan kesilmeden önce ölürse, kişi henüz vacip olan ibadeti yerine getirmiş sayılmaz. Bu durumda, yeni bir kurbanlık alıp kesmesi gerekir.
• Kişi maddi durumu yetersizse, kurban kesmek onun için vacip değildir. Bu yüzden, kurbanlık hayvan ölürse yeniden hayvan almasına gerek yoktur.
Kurban kesildikten sonra, bazı insanlar kurbanın kanını çocukların veya kendi alınlarına sürerler. Ancak bu davranışın dini bir dayanağı yoktur. Dolayısıyla, dinle ilgisi olmayan bu tür davranışlar terk edilmelidir.
Kurbanlık hayvanın bazı şartları olduğu gibi, kesimi yapacak kişide de bazı şartlar aranır. Kesim yapacak kişinin akıl ve temyiz gücüne sahip olması, Müslüman ya da kesim sırasında Allah’tan başkasının adını anmayan Ehl-i kitap olması gerekir. Bu şartlar sağlandığında, hayvan kesimi için gerekli niteliklere sahip olan kişi kadın, erkek veya mümeyyiz bir çocuk olabilir. Ayrıca âdetli kadın ya da cünüp erkek de kurban kesebilir; bu durumda kestikleri hayvanın eti helaldir ve yenebilir. Bununla birlikte kurban Allah’a yakınlaşma aracı olduğu için abdestli ve taharetle olmak daha faziletlidir.
Kurbanlık hayvan satın alınırken kusursuz ve sağlıklı olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ancak kurban kesildikten sonra hayvanın hasta olduğu anlaşılır ve eti imha edilirse, yine de kurban ibadeti geçerli sayılır. Kişinin yeniden kurban kesmesine gerek yoktur. Bu durumda satıcıdan kurban bedeli geri alınırsa, o para ihtiyaç sahiplerine sadaka olarak verilmelidir.
İslam, kişilerin geçimlerini helal yollarla sağlamalarını emreder. Faiz, hırsızlık, rüşvet, gibi Haram ve gayr-ı meşru yollarla elde edilen kazançla ise ibadetler yapılmaz. Çünkü Allah c.c yalnızca temiz ve helâl olanı kabul eder. Bu durum, kurban ibadeti için de geçerlidir. Bu nedenle haram yollardan elde edilen para ile kurban kesmek caiz değildir.
• Udhiye (Vacip Kurban): Belirli şartları taşıyan ve Zilhicce ayının belirli günlerinde ibadet niyetiyle kesilen hayvana denir.
• Hedy: Hac ve umrede kesilen kurbanlara verilen addır. Ayrıca, kesilen hayvanın büyükbaş veya küçükbaş olmasına göre “bedene” ve “dem” gibi özel isimlerle anılır.
• Adak: Dinen yükümlü olmadığı hâlde, kişinin farz veya vacip türünden bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vererek kestiği hayvana adak kurbanı denir.
• Akîka: Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana akîka kurbanı denir.
• Nafile Kurbanı: Vacip kurbanlar dışında, Allah’a yakınlaşmak ve rızasını kazanmak amacıyla kesilen kurbandır.
• Şükür kurbanı: Bir kişi, bir dileği gerçekleştiğinde, hastalıktan şifa bulduğunda, bir başarı elde ettiğinde veya önemli bir nimete kavuştuğunda, bu nimet karşılığında Allah’a şükretmek amacıyla kurban keserse, buna şükür kurbanı denir.
• Sadaka Kurbanı: Eti için kesilen hayvandır; kesiminde hem sevap kazanma hem de fakirlere yardım etme amacı güdülür.
Bu konuda en doğru olan, hayvan satın alınmadan önce hissedarların belirlenmesidir. Ancak hayvan satın alındıktan sonra da bu hayvana sonradan hisse eklenebilir. Bunun caiz olabilmesi için ise bazı şartların yerine getirilmesi gerekir.
• Öncelikle hayvan henüz kesilmemiş olmalıdır.
• Ayrıca sonradan katılan kişinin de kurban ibadeti niyetiyle bu ortaklığa dâhil olması gerekir; sadece et almak amacıyla katılması durumunda bu caiz olmaz ve kurban geçersiz hale gelir.
• Bununla birlikte, toplam hisse sayısının yedi kişiyi geçmemesi şarttır. Bu şartlar sağlandığı sürece sonradan hisse eklenmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Bir ailenin, dünyaya gelen çocukları için Allah’a şükür etme niyeti ve maksadı ile kestikleri kurbana denir. Arapların yeni doğan çocuğun başındaki saç tellerini “akîka” şeklinde isimlendirmelerinden dolayı, bu niyetle kesilen kurbana da “akîka kurbanı” ismi verilmiştir.
Ceza kurbanı, hac veya umre sırasında yapılan bir hata ya da vacip bir fiilin terk edilmesi nedeniyle kesilmesi gereken kurbandır. Bu kurban, Harem bölgesinde, kurbanlık şartlarını taşıyan bir hayvanla ve ceza niyetiyle kesilmelidir. Etinden kurban sahibi yiyemez; tamamı fakirlere dağıtılır. Ceza kurbanı, yapılan hatanın manevi telafisi niteliğindedir.
Geçmiş senelere ait vacip kurban borcu olan kişinin, bir hayvan bedelini sadaka olarak fakirlere vermesi gerekir. Buradaki hayvan bedelinden kasıt, ya bir küçükbaş hayvanın tamamı ya da büyükbaş hayvanın yedi hissesinden biridir. Verilecek sadakanın miktarı, ödeme yapılacağı andaki piyasa değerine göre belirlenir.
Bir kimse kurbanını, mukim olduğu hâlde kesebileceği gibi yolculuk hâlindeyken de kesebilir. Çünkü yolculuk durumu, kurbanın geçerliliğine engel teşkil etmez. Ancak yolcu olan kişiye kurban kesmek vacip değildir. Buna rağmen bu ibadeti yerine getirirse hem sevap kazanır hem de Kurban Bayramı’nın manevî atmosferini yaşama imkânı bulur.
Yolculuk esnasında kurban kesen bir kimse, bayram günleri içinde memleketine dönse bile tekrar kurban kesmesi gerekmez. Aynı şekilde, bayramın başında mukim olduğu hâlde kurban kesmeden yola çıkan bir kimseye de kurban vacip olmaz. Buna karşılık, bayram günlerinde seferden memlekete dönen kimse, kurban kesmekle yükümlü olur.
Başta Şâfiî mezhebi olmak üzere, kurbanın sünnet olduğunu kabul eden görüşlerde de bu hükümler geçerliliğini korur.
Eti yenilen hayvanların, ister kurban olarak ister başka bir amaçla kesilmiş olsun, Hanefî mezhebine göre cinsel organları ve husyeleri (yumurtaları) gibi bazı organlarını yemek tahrîmen mekruhtur. Ancak Mâlikî ve Şâfiî mezheplerine göre hayvanın husyelerini yemek caizdir. Kesilen hayvanın yenmeyen kısımları ise, çevreyi kirletmemek şartıyla kedi, köpek gibi hayvanlara verilebileceği gibi, toprağa gömülmesi de uygun olur.
Bir kimse, kendi evinde besleyip büyüttüğü bir hayvanı kurban olarak keseceğine karar vermişse, bu hayvanın gücünden (örneğin taşıma veya sürme işlerinde) ya da dişi ise sütünden faydalanmasında bir sakınca yoktur. Ancak doğrudan kurbanlık niyetiyle satın alınan bir hayvanın, kesimden önce sütünden, yününden veya benzeri faydalarından yararlanmak uygun görülmez. Çünkü bu tür hayvanlar satın alındıkları andan itibaren kurbanlık olarak belirlenmiş sayılır. Eğer bu şekilde bir faydalanma olmuşsa, elde edilen yararın bedeli sadaka olarak verilmelidir.
Kurban Bayramı günü, kurban kesilmeden önce bir şey yememek dinî bir zorunluluk değildir. Ancak imsak vaktinden itibaren hiçbir şey yemeyip, günün ilk yemeğini kurban etinden yemek müstehap kabul edilmiştir. Bu uygulama, özellikle kendi kurbanını erken saatlerde kesme imkânı olan kişiler için geçerlidir. Günümüzde ise birçok kişi kurbanını vekâlet yoluyla, yurt içinde ya da yurt dışında, özellikle çiftliklerde kestirmektedir. Bu durumda kesim işlemi bazen akşama kadar sürebilmekte, hatta ertesi güne kalabilmektedir. Böyle bir durumda kişilerin tüm günü aç geçirmeleri veya oruçlu gibi davranmaları doğru değildir. Nitekim bayram günlerinde oruç tutmak dinen yasaktır. Bu nedenle, ihtiyaç hâlinde kurban kesilmeden önce de yemek yemek caizdir.
Kurban kesmekle mükellef olan şahıs, kurbanlık hayvanı nakit olarak alabileceği gibi kredi kartıyla tek çekim veya vadeli olarak da alabilir. Bu bağlamda bedelin kredi kartıyla ödenmesi kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak kredi kartı borcunu, ödeme tarihinde ödemek ve gecikmeden kaynaklanan faizli işleme düşmemek gerekir.
Kredi kartıyla vadeli olarak kurban alırken, vadeyi bankanın uygulaması hâlinde ilave bir ücret ödenirse kesilen kurban geçerli olmakla birlikte, faizli işlem sebebiyle ayrı bir günah söz konusu olacağı için bundan sakınmak gerekir.
Zilhicce ayının ilk on gününe girildiğinde, kurban kesmek isteyen kişinin, kurban kesilene kadar saç, tırnak ve cildinden bir şey kesmemesi edeben güzel bulunur. Kişi bu on gün başladıktan sonra kurban kesmeye niyet ederse, niyet ettiği andan itibaren saç ve tırnak kesmeyi bırakır; niyet öncesinde kestikleri için günah yoktur. Bu uygulama, hacdaki ihram yasaklarına benzerlik gösterse de ihram sayılmaz. Güzel koku sürmek, yeni elbise giymek ve cinsel ilişkide bulunmak caizdir. Bu yasaklar sadece kurban kesecek kişi için geçerlidir; ailesi, çocukları veya onun adına kurban kesecek vekil için böyle bir sınırlama yoktur.
1) Besmele çekilerek “Bismillahi Allahu Ekber” denilmesi
2) Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla beraber iki atardamarından da en az birinin kesilmesi
3) Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.
4) Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına ve derisinin yüzülmesi gibi diğer işlemlere başlanmamasına özen gösterilmelidir.
5) Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir.
6) Hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir.
7) Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Evet, kurban eti ve diğer parçalarından siz ve aileniz yiyebilirsiniz; bu, sünnettir. Kurban etinin bir bölümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılır, bir bölümü misafirlere ikram edilir, kalan kısmı ise aileyle birlikte yenebilir. Ancak adak kurbanına niyet edilmişse veya bu niyetle kurbana hisseyle katılınmışsa, bu durumda siz ve aileniz o kurbandan yiyemezsiniz; tamamı ihtiyaç sahiplerine dağıtılmalıdır.
Vacip Kurbanlar İçin;
Vacip kurban kesim vakti, bayram namazı kılınan yerlerde bayram namazı kılındıktan sonra; bayram namazı kılınmayan yerlerde ise fecirden (sabah namazı vakti girdikten) sonra başlar.
• Hanefîlere göre bayramın 3. günü, gün batımına kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir.
• Şâfiîlere göre ise bayramın 4. günü, gün batımına kadar kesilebilir.
Adak, Akîka, Sadaka ve Şükür Kurbanları İçin;
Bağışınız derneğimize ulaştıktan sonra 7 gün içerisinde İslamî usullere dikkat edilerek kesim işlemi gerçekleştirilmektedir. (Olası bir gecikme durumunda 444 3 674 çağrı merkezimizle iletişime geçmenizi rica ederiz).
Kurban bağışınızı bayramın 2. günü saat 17.00’ye kadar dernek merkezimiz, temsilciliklerimiz, 444 3 674 çağrı merkezimiz, banka havalesi veya FAST ödeme yöntemiyle yapabilirsiniz.
Havale ve EFT ödeme sırasında “Açıklama” kısmında;
• Hissedar İsim-Soyisim (kimin adına kesilecek ise)
• Hissedar Telefon Numarası
• Kurban Niyeti (vacip/adak vb.)
yazmanız yeterlidir.
Örnek:
Mehmet Yılmaz, 555 555 55 55, vacip
Kurban, hayatta olan ve gerekli şartları taşıyan kimselerin Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasını kazanmak için yaptıkları bir ibadettir. Ancak sevabı vefat eden kimseye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir.
Eğer vefât eden kişi, kurban kesilmesini vasiyet etmişse, mirası yeterliyse mirasçıları bu vasiyeti yerine getirmelidir. Bu durumda kurban eti tamamen fakirlere verilmelidir.
Ancak vasiyet yoksa kurban kesilip sevabı vefât edene bağışlanabilir; bu durumda etten hem fakirler hem de kurbanı kesen kişiler yiyebilir. Vasiyet olmadan sevabı bağışlanması için kesilen bu kurban, nafile kurban hükmündedir.
Bir kişi kendisi kurbanını keserse, kurban etinin üçe taksim edilmesi tavsiye edilir:
• Bir bölümü kurban kesemeyen yoksullara dağıtılır.
• Bir bölümü akraba, komşu ve tanıdıklarla paylaşılır.
• Bir bölümü de evde tüketilebilir.
• Hanefî mezhebine göre; isterse kurban etinin tamamı evde bırakılabilir. Ancak durumu iyi olan Müslümanların, özellikle muhtaçların arttığı dönemlerde kurban etlerinin çoğunu hatta tamamını dağıtmaları daha faziletli olur.
• Şâfiî mezhebine göre; kurban etinden az da olsa fakirlere verilmesi gerekir; tümünü evde tutmak caiz değildir.
Hayrat Yardım olarak, kesilen kurbanların etlerini tamamen yoksullara dağıtmaktayız.
Hayrat İnsani Yardım Derneği’nin yurt dışında bulunan temsilcileri ve yerel bölge hakkında bilgi sahibi resmî makamlar aracılığı ile ihtiyaç sahibi yerler belirlenmektedir. Belirlenen ihtiyaç durumuna göre de dağıtımlar gerçekleşmektedir.
Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her biri kurbana ibadet niyetiyle katıldığı sürece, bir kısmı udhiyye (bayram kurbanı), diğerleri ise adak, akîka veya sadaka kurbanı niyetiyle ortak olabilir.
Ancak adak kurbanı niyetiyle hisse veren kişi ve ailesi, bu kurbanın etinden yiyemez; tamamı fakirlere dağıtılmalıdır.
Öte yandan, ortaklardan biri ibadet niyetiyle değil de sadece et alma amacıyla katılırsa, Hanefî mezhebine göre tüm hissedarların kurbanı geçersiz olur. Şâfiî mezhebinde ise böyle bir şart aranmaz.
• Kurban kesim vakti, bayram namazının kılınmasından sonra başlar. Hanefî mezhebine göre, kurban kesme süresi bayramın 3. günü akşamına kadar devam eder. Bu süre zarfında gece ve gündüz kurban kesilebilir; ancak kesimin gündüz yapılması daha uygundur.
• Şâfiî mezhebine göre ise kurban kesme süresi, bayram namazından itibaren bayramın 4. günü gün batımına kadar devam eder.
• Bayram namazından önce kesilen kurban geçerli sayılmaz; bu durumda kurban ibadeti yerine gelmiş olmaz ve tekrar kurban kesilmesi gerekir.
Not: Bayram namazı kılınmayan yerlerde ise kurban kesim vakti, sabah namazı vaktinin (fecrin) girmesiyle başlar.
Bir kimse kurban kesmesi için birini vekil kılar ancak bu kişi parayı kurbanlık yerine başka bir şey için harcarsa:
• Durum kurban günleri içinde öğrenilirse, kurban ibadeti henüz ifa edilmediği için vekâlet veren kişi yeni bir kurbanlık alıp kesmekle yükümlüdür. Parayı harcayan kişi ise aldığı parayı tazmin etmek zorundadır.
• Durum kurban günleri geçtikten sonra öğrenilirse, kişinin kurban yükümlülüğü devam eder, ancak artık kesim süresi geçtiğinden dolayı kurban bedelini fakirlere sadaka olarak vermesi gerekir.
Kurbanda asıl önemli olan, kişinin niyetinin Allah rızası için olması ve kurbanın, sahibi adına vekâleten kesilmesidir. Bu nedenle, vekâletle kurban kesimi sırasında kurbanın kime ait olduğu belirlenmiş ve kesen kişi de kimin adına kestiğini biliyorsa, kesim esnasında kurban sahibinin isminin unutulması, isminin yanlış okunması veya telaffuz edilmemesi, kurbanın geçerliliğine engel değildir.
Kurban, bir ibadet olduğu için, kurban kesen kişinin niyeti, kesilen hayvanın vasıfları, kesim şekli ve kesim sonrası etin kullanımı nasıl İslam hukukuna uygun şekilde yapılması gerekiyorsa, kurbanlık hayvanın satın alınma süreci de İslam hukukuna uygun olmalıdır. Bu doğrultuda günümüzde kurbanlık hayvan alım-satımı genellikle üç farklı yöntemle gerçekleştirilmektedir:
1) Götürü (kabala) usulü satış: Satıcı ve müşteri, belirli bir hayvan üzerinde pazarlık yapar ve sabit bir fiyat üzerinde anlaşarak alışverişi tamamlarlar.
2) Canlı kilo üzerinden satış: Hayvan, canlı olarak tartılır ve kilosuna göre fiyatlandırılarak satılır.
3) Karkas et üzerinden satış: Taraflar, hayvanın karkas etinin kilogram birim fiyatı üzerinde önceden anlaşır. Hayvan kesildikten sonra karkas et tartılır ve elde edilen ağırlık üzerinden toplam fiyat belirlenir.
İlk iki yöntemde kurbanlık alışverişinde herhangi bir dini sakınca bulunmamaktadır. Üçüncü yöntemde ise hayvanın toplam fiyatı başta tam olarak belli olmasa da, birim fiyatta tarafların önceden anlaşmış olmaları sebebiyle bu satış türü genellikle bir belirsizlik ya da anlaşmazlığa yol açmamaktadır. Bu yöntemle yapılan alışverişin dinen geçerli sayılabilmesi ve ibadetin “et alım-satımı”na dönüşmemesi için aşağıdaki şartlara uyulması gerekir:
• Karkas etin kilogram birim fiyatı önceden belirlenmiş olmalıdır.
• Alım-satım sırasında kurban edilecek hayvan açıkça belirlenmiş olmalıdır.
• Belirlenen hayvan üzerinde satış işlemi kesin olarak tamamlanmış olmalıdır.
• Hayvan sadece kurban niyetiyle kesilmeli; et, deri, sakatat gibi parçaların satıcıda kalması şart koşulmamalı ve bu unsurlar, kesim ya da organizasyon ücretine sayılmamalıdır.
• Ayrıca, eğer kurban günlerinden önce alıcı, bu yöntemlerden biriyle hayvanı satın almayı vadetmiş ancak satış işlemi henüz tamamlanmamışsa, kurban kesiminden önce satış akdinin kesin olarak gerçekleştirilmesi gerekir.
• İslam, tüm canlılara iyi davranılmasını ve onlara eziyet edilmemesini emreder. Kurban kesimi sırasında, diğer hayvanların bu durumu görmemesi gerektiğine dair emir, bu anlayışın güzel bir örneğidir.
• Genel olarak kurbanın klasik yöntemle kesilmesi esastır. Ancak, hayvana acı çektirmemek amacıyla kesim esnasında elektrik şoku, narkoz veya benzeri bir yöntemle bayıltılarak kesilmesi de caizdir. Fakat bu durumda hayvanın, kesimden önce ölmemesi gerekir. Aksi takdirde kurban geçerli olmaz ve eti de yenmez. Bu nedenle bayıltma işleminin ölçülü bir şekilde yapılması büyük önem taşır. Hafif şok uygulamaları sonucu hayvan canlıyken kesilirse bu caiz kabul edilir. Ancak aşırı uygulamalar sonucu hayvan kesilmeden önce ölecek duruma gelirse, bu durum şüpheli hâle gelir ve caiz sayılmaz.
• Dolayısıyla, kurban kesen kişilerin bu hususlara dikkat etmeleri ve İslami ölçülere uygun hareket etmeleri son derece önemlidir.
Kurban kesimi, bayram namazı kılındıktan sonra başlar. Hanefî mezhebine göre kurban kesme süresi bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam ederken, Şâfiî mezhebine göre bu süre bayramın dördüncü günü güneş batana kadar uzar. Bu süre zarfında gece vakti kurban kesmek de caizdir. Ancak, gece yapılan kesimlerde yeterli aydınlatma sağlanamazsa hayvana eziyet verilme riski artabilir ve İslami usullere uygunluk açısından sakıncalar doğabilir. Bu sebeple, zorunluluk olmadıkça kurban kesiminin gündüz yapılması tavsiye edilir.
Bir kimseye kurbanlık bir hayvan ya da bir hisse hediye edilirse veya bir kişi, kurban kesmesi için başka birine para bağışlarsa ve o kişi bu hayvanı alıp kurban ederse, bu kurban geçerli olur. Çünkü hediye edilen hayvan veya hissenin mülkiyeti artık alıcıya geçmiştir. Aynı şekilde, bağışlanan para ile alınan kurbanlık da kişinin mülkiyetine girdiğinden, bu yolla kurban ibadeti yerine getirilmiş olur.
Kurbanlık hayvanlarda esas olan kapak atması değil, yaş şartının tamamlanmış olmasıdır. Bu nedenle, sığır cinsi hayvanlarda ön kesici süt dişleri henüz dökülmemiş ve kalıcı dişleri çıkmamış olsa bile, eğer hayvan gerekli yaşını (iki kamerî yılı) doldurmuşsa, kurban edilmesinde bir sakınca yoktur.
Aynı şekilde, bir hayvan kapak atmış olsa bile henüz iki kamerî yaşını doldurmamışsa, bu hayvan kurban olarak kesilemez. Zira kurbanlık hayvanlarda asıl ölçü, kapak atma değil, yaş şartının fıkhî olarak tamamlanmış olmasıdır.
Kurban, kimin üzerine vacipse onun adına kesilmelidir. Eğer hem anneye hem de evlada vacipse, her biri için ayrı kurban gerekir. Kurban sadece birine vacipse, sadece o kişi kurban kesmelidir. Vacip değilse, anne veya baba adına nafile kurban kesilebilir. Ancak bir başkası adına kurban kesilecekse, izin veya vekâlet alınması gerekir.
Aile fertlerinden, borç ve temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olanlar, fıtır sadakası vermekle mükellef oldukları gibi, Hanefî mezhebine göre Kurban Bayramı’nda da kurban kesmekle yükümlüdürler.
Şâfiî mezhebine göre ise kurban kesmek müekked sünnettir ve aile fertlerinden birinin kurban kesmesi, hepsi adına yeterli olur.
Kurbanlık hayvanın cinsiyeti, kurban ibadetinin fazileti açısından bir ölçü değildir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadis ve uygulamaları doğrultusunda, hem erkek hem de dişi büyükbaş (deve, sığır) ve küçükbaş (koyun, keçi) hayvanlar kurban olarak kesilebilir. Bazı fakihler, özellikle sığırın dişi olanının kurban edilmesinin faziletli olduğunu savunmuşlardır, ancak bu görüş, dönemin toplum şartlarına dayalıdır ve dinin değişmez bir kuralı değildir. Günümüzde, eğer dişi sığırların kurban edilmesi hayvan üretimine zarar veriyorsa, erkek sığırların tercih edilmesi daha uygun olabilir. Özetle, kurbanlık hayvanın erkek veya dişi olması, kurbanın geçerliliği için bir şart değildir.
Ortak kurban hisselerinde esas olan, kişilerin ibadet niyetiyle kurbana katıldıklarını beyan etmeleridir. İnsanların kalbindeki niyeti kesin olarak bilmek mümkün olmadığından, İslam hukukunda zâhire göre hüküm verilir; kalpleri ise Allah bilir.
Bu sebeple günümüzde dernekler, vakıflar ve toplu kurban organizasyonları, hissedarların niyet beyanını esas alır. Organizasyonu yapan kurumların görevi, kişilerin gizli niyetlerini araştırmak değil, ibadet amacıyla katıldıklarına dair beyanlarını dikkate almaktır.
Hanefî mezhebinde yer alan “içlerinden biri sadece et niyetiyle katılırsa kurban geçersiz olur” hükmü; bunun bilinmesi, açıkça ifade edilmesi veya ortaklığın baştan ibadet kastı dışında kurulması durumunda değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla günümüzde, ibadet niyetiyle hisseye katıldığını beyan eden kişilerle yapılan ortak kurbanlar geçerli kabul edilir. Bununla birlikte, yalnızca et elde etme amacı taşıdığı açıkça bilinen kimselerle ortak olunmaması, kurban ibadetinin ruhuna daha uygun görülmüştür.
12.02.2016 tarihli T.C. Bakanlar Kurulu Kararı ile Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsündedir.
13.03.2017 tarihli T.C. Bakanlar Kurulu Kararı ile İzin Almadan Yardım Toplayabilen Kuruluş statüsündedir.