Toplanan Zekâtın Kaç Sınıfa Dağıtılması Gereklidir?
İslam âlimleri zekâtın nasıl dağıtılması gerektiği konusunda farklı görüşler ortaya koymuştur.
Bir görüşe göre, zekât Kur’an’da belirtilen sekiz sınıfa eşit olarak dağıtılmalıdır. Diğer bir görüş, zekâtın tüm sınıflara verilmesinin caiz olduğunu, ancak vacip olmadığını savunur.
Üçüncü görüş, zekâtın mal miktarına göre sınıflara dağıtılabileceğini belirtirir. Dördüncü görüş ise her sınıftan en az üç kişiye verilmesi gerektiğini ifade eder. Bu farklı görüşler, zekâtın dağıtılmasında esneklik ve şartlara bağlı bir yaklaşım sunduğunu gösterir.
Hasta Kimsenin Tedavi Masrafları İçin Zekât Verilebilir mi?
Eğer bir kişinin hastalığı tedavi edilmediği takdirde hayatını tehdit ediyorsa ya da tedavi edilmediği sürece ciddi bir sıkıntıya düşecekse, bu tedavi zaruri bir ihtiyaç kabul edilir ve böyle bir durumda o kişiye zekât verilmesinde bir sakınca yoktur. Çünkü tedavi için gerekli parayı bulamayan hasta, fakirlerden biri olarak değerlendirilir ve zekât, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla verildiği için bu durumda da ihtiyaç kabul edilir. Ancak tedavi, kişinin hayatını sürdürmesi için değil de sadece yaşam kalitesini artırmaya yönelikse (yani tahsîniyyât niteliğindeyse), bu tür tedaviler için zekât verilmesi uygun olmaz.
Şirket Ortaklarının Zekâtı Nasıl Verilir?
Şirket ortakları, şirketin sermayesine sahip olan kişilerdir. Onlar şirketin mal varlığına değil, hisse senetleri veya ortak sermaye paylarına sahiptirler. Burada önemli olan, şirketin kendisinin zekâta tâbi olup olmadığı değil, her bir ortağın payının (hissesinin) zekâta tâbi olup olmadığıdır.
Eğer şirket, zekâtı kendisi ödeyecek şekilde bir düzen kurmuşsa hisse senedi sahiplerinin yerine geçerek zekâtı ödeyebilir. Şirket zekât vermediği takdirde, ortakların bireysel mal varlıkları üzerinden zekât hesaplanır. Çünkü bir ortağın sahip olduğu hisse, şirketin mallarının değerinden bağımsızdır.
1. Eğer bir kişi hisse senetlerini ticaret amacıyla almışsa, bu durumda hisse senetleri ticaret malları gibi değerlendirilir ve zekâtı bu malların piyasa değerine göre hesaplanır. Hisse senetleri veya şirket paylarının zekâtı, nisap miktarını aşıyorsa, diğer ticaret malları gibi bir yılın sonunda bu hisselerden %2,5’u zekât olarak verilmelidir.
2. Bir şirketteki hisse sahibinin – bu hisse dışında – eğer kendine ait malları varsa; bu malların toplamı ile hisse değeri birlikte değerlendirilir. Eğer miktar nisâb seviyesine ulaşır (veya geçerse) bu durumda zekât verilmesi gerekir.
Zekât Vermenin Belirli Bir Zamanı Var mıdır?
Zekât senenin herhangi bir zamanında verilebilir. Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi nisap miktarı malın üzerinden bir sene geçmiş olması konusunda da kamerî ay hesabı uygulanır. Farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir kamerî ayı veya Ramazan’ı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri gerekir. Çünkü zekât bir kulluk borcudur, borç da bir an önce ödenmelidir.
Sadaka ve Zekâtların, Lâyık Oldukları Yerlere Ulaşabilmesi Ve Maksatların Gerektiği Gibi Gerçekleşmesi İçin Ne Yapılması Gerekir?
• Sadaka verilirken israf edilmemelidir.
• Kendi malından verilmeli, bir başkasından ya da halkın malından alınarak verilmemelidir.
• Minnet edilerek ve karşılık beklenilerek verilmemeli, Allah’ın kendisine verdiği nimetin içinden verildiği idrakiyle verilmelidir. Çünkü veren Allah'tır, kul ise bir vasıtadır.
• Zekât verilirken malın eksildiği hissi ve fakir olmak korkusu olmamalıdır.
• Zekâtın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı, ilim, fikir, kuvvet, bilginin de zekâtının olduğu bilinmelidir.
• Zekâtı alan kişi aldığını ahlaksız işlerde kullanmamalı, zaruri ihtiyaçları için kullanmalıdır.
Zekâtı Fakirlere Para Olarak Vermek Yerine Kurban Keserek Et Şeklinde Verebilir mi?
Kurban Bayramına ait özel bir ibadet olan Udhiyye Kurbanı (Vacip Kurban) ile Adak, Akîka gibi özel mahiyet taşıyan Nafile Kurbanlar zekât parasıyla yerine getirilemez.
Fakat kişi, fakirlere yardım etmek niyetiyle zekât ile hayvan satın alıp kestirerek et şeklinde dağıtması konusunda İslam âlimleri arasında iki görüş bulunmaktadır:
1. Cumhûr-ı Ulema: Zekât malından fakirlere kurban keserek et olarak verilmesi, çoğu İslam âlimlere göre uygun değildir; çünkü onlara göre zekât, para olarak veya cinsinden verilmelidir. Giyim, et veya ilaç gibi şeyler şeklinde verilmemelidir. Ancak, eğer fakirin menfaati bunu gerektiriyorsa veya zaruri bir durum söz konusuysa, o zaman fakire bu şeylerden, zekâtın belirlenen miktarına eşdeğer bir değerinde bir şey verilebilir.
2. Hanefi mezhebine göre ise, mali ibadetlerde kıymeti esas aldıkları için zekât malı, temlik şartıyla fakirlere kurban eti şeklinde verilebilir.